Bay Bukalemun ile Tanışın / 90 Saniyelik Bir Reklam Müziği Hazırlamak

En son güncellendiği tarih: Tem 15


Bir defter düşünün.

Kapak renginden sıkıldığınız an yeni bir kapağa, sayfaları dolduğunda yepyeni sayfalara sahip olabilen, ruh halinize göre renk değiştiren, yazacağınız içerikle uyumlu bir sayfa yapısına bürünen, bukalemun gibi bir defter.

Bu proje, birisi Lizbon'da bir diğeri Milano'da yaşayan iki değerli arkadaşıma ait. https://chameleonize.it/


Çok sevdiğim dostum Emre Uzunoğlu, İstanbul'a ziyarete geldiğinde bana konuyu açmıştı. ( Kendisi aynı zamanda zekasına hayran olduğum müthiş bir mühendistir. )


Her geldiğinde yaptığımız bir Kadıköy/Bahariye gezisi sırasında detayları planladık. İsteklerinden, olurlardan-olmazlardan bahsetti. O kadar detaylı konuşmuşuz ki, Stop Motion Tekniği ile hazırlanacak tanıtım videosunda ne gibi ekipmanların olacağını bile öğrenmiştim.


Sonraki süreç bir besteci için zaman ve mekandan bağımsız bir bilinmezlik içeriyor:


İlham.


Bunun bir de perisi var, malum. Bahsetmişken anlatmamak olmaz. Bakalım, neymiş bu ilham perisi.


İlham kelimesinin kökeni Yunanca. Muse ya da Musa'dan geliyor ve dokuz tane mitolojik varlığa ( peri veya tanrıça diyebiliriz ) dayanıyor:


Müzler. İlham Perileri.

(İngilizce kaynak: https://www.britannica.com/topic/Muse-Greek-mythology)


Müz kelimesinin içine girmeye başladığımızda upuzun bir koridor ve sağlı sollu kavramlar görürüz. Edebiyat, sanat ve bilim...Yani, düşünce, yaratıcılık ve akıl.

Dokuz müz ( şiir, dans, müzik, astronomi ve tiyatro ve tarih alanlarında ) ilham vermekle görevlidirler. Zaten günümüzde herkesin en az bir tanesine gittiği onlarca çeşidi bulunan müze kavramı da buradan gelmektedir:

Museum. ( M.Ö 285'te İskenderiye'de yapıldığı düşünülen ancak orijinali hiçbir zaman bulunamamış olan kütüphane ve sanat koleksiyonu.)

Müzik ise, isminden de anlaşılacağı üzere, ilhamların en kuvvetlisi olarak kabul edilmiş.


İşte, müzlerden medet umar bir halde yaklaşık bir ay bekledikten sonra, adeta perinin kulağıma fısıldadığı bir melodi ile, düğüm çözüldü.


Yaklaşık iki haftası besteleme, iki-üç haftası mixing, bir-iki haftası beğenmeme, değiştirme, vb gibi oyalanmalar ve son düzlükte proje sahibi arkadaşlarımın taleplerini yansıtmak için eklenen küçük dokunuşlar derken, toplam altı, yedi haftalık bir sürede videonun müziği tamamlandı.


Buradan sonra, bir önceki yazım Müzik ve Sahne İlişkisi'ndeki gibi, video üzerinden anlatarak devam edeceğim.

Yukarıda, projenin tanıtım videosunu görüyorsunuz ve benim bestelediğim müziği duyuyorsunuz. Birinci ağızdan bir bestecinin yaklaşımını, teknik bilgi kullanmadan açıklamaya çalışacağım.


Size şaşırtıcı bir bilgi vereyim:

Girişte duyulan piyano ve keman, benim besteye başlama noktam değil. Hatta, en son olmasa da sona doğru eklediğim bir bölüm bile diyebilirim.


Besteler genelde soldan sağa, baştan sona gibi sıralarla yapılmıyor. Farklı bölümler, farklı günlerde hatta bazen aylarda ortaya çıkabiliyor. Bu bölümleri doğru kullanmak, aralarındaki bağlantıları bütünlüğü sağlayacak şekilde kurabilmek bu işi oldukça zor yapan şeylerden bazıları.


İlerleyen bölümde, anafikir olarak adlandıracağım melodiden oldukça sonra bestelediğim bu giriş kısmını, intro'yu inceleyelim.


Intro


Piyanonun bir çember şekilde tekrarladığı dört notalık melodisine kemanların tizdeki karar sesi eşlik ediyor. Bu bir açılış ve sahnedeki siyah fon üstüne görülen yazıda " 90 Saniyede Nasıl Bukalemunlarsın" yazısı ve ardından ürünün ( cPad ismi veriliyor ) siyah-beyaz olarak görüldüğü ana kadar uzuyor.


Tam 12. saniyede, ki buraya kadar açılıştaki dört notalık tekrarı tam 12 kez duymuş oluyorsunuz, görüntü de müzik de renkleniyor. Bunu bilerek yapmadığımı itiraf etmeliyim; ancak bu durumun çok da tesadüfi olmadığını da söylemem gerekiyor.

İşin sırrını da söyleyeyim, tam olsun:

Görüntüleri izlerken, hareketin temposunu yaklaşık olarak hesaplıyorum:) Kolay bir şey değil ancak bir kere becerince gerisi geliyor. Açıkçası, sektörde kullanılan bir yöntem mi, bilmiyorum. Kendi kendime keşfettiğim bir şey ama çok işe yaradığını söyleyebilirim.


Gözümüzün gördüğü ile kulağımızın duyduğu, beynimizde örtüşmeli. Hatırlayın, taklit yoluyla dinleyiciye planlanan duyguyu yaşatmak. ( hatırlamıyorsanız kırmızı cümleye tıklayıp ilgili yazımı okuyabilirsiniz. )

Bunu sağlayamazsam başarıya ulaşmam mümkün olmaz.


Bu örnekte, video da stop-motion olduğu için, tempo hesaplamak çok zor değildi. Müziğin temposunu ve genel ritmik yapısını da videonun kendi içindeki tempo ile eşleştirmeye çalıştım. Birazdan anafikir kısmında bu durumu yine belirteceğim.


13.saniyeye dönelim.

Burada minik bir teknik detay vermek istiyorum. Yine, bir önceki yazımda müzikteki ses dizilerinin Antik Yunan Medeniyetleri tarafından nasıl önemsendiğini, hepsi için detaylı çalışmalar yaptıklarını anlatmıştım. Ben de, bir ses dizisi olmasa da, küçük bir armonik numara kullanarak sahnenin renk kazanmasını vurgulamak istedim. Bu numaranın teknik açıklamasını yapacağım. (eğer bu kısa teknik açıklama sizi ilgilendirmiyorsa çizgi ile ayırdığım kısmı geçebilirsiniz)

bVI-bVII-I Akor Sırası. Romen Rakamları ile gösterilenlere derece ismi veriliyor. b harfleri ile bemol işaretinin simgesi.

Bestenin ait olduğu ses dizisi Sol Majör ( ing. G Major ).

Resimde görüldüğü gibi, sol notasından sol notasına, fa notaları diyez olacak şekilde, sekiz ardışık sesin sıralanması ile oluşuyor. Birinci ve sekizinci seslerin sol olduğunu söylersem, basitçe sayarak altıncı ( roma rakamı ile VI ) sesin ( derece ) mi, yedinci sesin fa diyez olduğunu görebilirsiniz. Bu notalara fazladan bir bemol işareti eklediğimizde oluşan akorlar:

Mi Bemol Majör- Fa Majör olur. Son olarak birinci sesin akorunu da eklersek ( Sol Majör ) sıramız tamamlanır.

Bu akor sırasını ben icat etmedim. Hatta, tahmininizden çok daha fazla kullanılan, birçok farklı müzik türünde kabul görmüş bir numaradır. Oldukça parlak, renkli ve beklenmedik bir hava yaratan; armonik bir numara olduğunu söyleyebilirim. Müzisyenseniz deneyin, seveceğinizden eminim.

24.saniyeye kadar defterin hareketine müdahil olmayan ve yukarıdaki akor sırasını takip eden müzikte, bukalemunun göz kırpma hareketi ile eşzamanlı olarak duyulan ince melodi ve 27.saniyede sayfaya dökülen minik kareleri canlandıran heyecanlı, dağınık tiz arpej ile birlikte yeni bir bölüm başlıyor.

29.saniyeden itibaren başlayan bu yeni bölüm, perinin kulağıma fısıldadığı melodi. Bu bestenin ilk kıvılcımı, nam-ı diğer anafikir'i.


Anafikir


Videoya dikkat ettiğinizde, defterin her hareketinin müzikle birlikte olduğunu fark edeceksiniz. Bunun sebebini yukarıda açıklamıştım. ( tempoları eşleştirme )

Bunu başarmamı sağlayan, anafikir içinde kullandığım ritmik yapı oldu. Bu ritmik yapı, aynı zamanda melodinin daha aralıklı notalar ile sakin kalmasına ve orkestranın genişleyip, yeniden daraldığı bölümlerin videoyu tamamlamasına da imkan sağladı.

36.saniyede ( videonun en can alıcı anlarından da birisi ) defterin parçalanma anında, tahta üflemelilerin kalından inceye doğru çaldığı arpej, müzikal olarak tekdüzeliği kırmak için sanal orkestrama verdiğim bir görevdi.


Tam birinci dakikada, defterin sayfalarından birisi yukarıdaki tarayıcıya doğru ilerlemeye başlıyor ve anafikir yeni bir varyasyona kavuşuyor. Artık yaylılar daha atak, hızlı ve kesik notalarla melodiye başkaldırır haldeler. Bu isyan yaklaşık on saniye sürüyor ve 1.10'da doruk noktasına ulaşıyor. Artık defterimiz kırmızı değil, turuncu ve daha önce hiç duyulmamış bir akorumuz ( tam 1.10'da ) , bambaşka bir ritimle bizi karşılıyor.

1.18 ile birlikte finale giriyoruz. Bütün defter renklerimiz sahneye giriş yapmaya başlıyorlar. Bütün bir orkestra da, piyano-celesta-yaylılar ve üflemeliler ile, şarkı boyunca çaldıkları ana ve ara melodileri aynı anda duyuruyor.


Şarkı ve video, son bir akor ve sahnenin aynı anda kararması ile sona eriyor.


"90 saniyede bir bukalemunu anlatmanın" hikayesi böyle. İlk yazımın konusu olan, Müzik ve Sahne İlişkisi ile ilgili olsa da, özünde farklı bir süreç. Bu sebeple iki yazının birbirini tamamlayan yazılar olduğunu düşünüyorum.


Bir sonraki yazımda, bu konunun bir farklı uygulamasına daha yer vereceğim:


Müziğin hareketsiz fotoğraf veya resimleri tasvir etmek için kullanılması.


Örneğimiz de, büyük besteci Modest Mussorgsky ve Bir Sergiden Tablolar adlı eseri olacak.


İngilizler ne der, "stay tuned" :)


Takipte kalın. Hoşça kalın.









 

©2020 Emre Köz
Logo by Gökhan Hançer